Kategori:
BASIN BÜLTENLERİ

Davutoğlu İktidarı Uyardı: “Üç Gün Fazla İktidarda Kalabilmek İçin Toplumsal Barışı Riske Atıyorsunuz”

  • Sıkıştığınız her konuda, sorun yaşadığınız her başlıkta çözümü ya kuralları değiştirmede ya hile yapmada ya da adaletten uzaklaşmada buluyorsunuz.
  • Gerçekten niyetiniz erken seçimse “Hodri Meydan” Yok eğer, darbe olmadı, erken seçim ile milletin gerçek gündemini değiştirelim gibi günübirlik kaygıların peşindeyseniz, bu tür ucuz manipülasyonlarla milletimizin enerjisini tüketmekten vazgeçin.
  • Bu iktidarın gidişi de görünüyor artık. İstediğinizi yapın, bize seçim kanunu üzerinden tuzaklar kurun, baskın seçim düşünün bu işin sonu değişmeyecek.
  • Bre utanmazlar, bre ahlaksızlar. Her şey bitti de insanları eşleri ile, çocukları ile tehdit etmek mi kaldı?
  • Kuzey Kore’den mi öğrendiniz bu yöntemleri yoksa yakın bölgelerimizdeki bazı otoriter devletlerden mi?
  • Siyasi tarihimizin acı verici tecrübelerini göz ardı ederek, milletimizin kaderiyle, huzuruyla oynuyorsunuz. Üç gün daha fazla iktidarda kalabilmek için, toplumsal barışı riske atıyorsunuz.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, sosyal medya hesapları üzerinden canlı yayınlanan haftalık bilgilendirme toplantısında gündemi değerlendirdi. 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramını kutlayan Davutoğlu, “Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün arkadaşlarıyla birlikte 19 Mayıs 1919’da bir milleti ayağa kaldırmak üzere Samsun’a ayak basmasının 101. yıl dönümünde ülkemizin bağımsızlığı, milletimizin onuru için fedayı can eden bütün şehitlerimiz rahmetle anıyorum. Onların emanetleri olan istiklalimizi gelecek nesillere daha da güçlendirilmiş bir şekilde aktarmak hepimizin boynunun borcudur.” dedi.

            Ramazan Bayramını da şimdiden kutlayan Ahmet Davutoğlu, barış ve huzur temennisinde bulundu: “Bir hikmet, tefekkür, yardımlaşma, empati  ve dayanışma ayı olan Ramazan ayının sonunda bir toplumumuzun bir bütün olarak dinimizin gerektirdiği ahlak, zerafet, nezaket ve insana saygı bilinci ile donanması dileğiyle Ramazan Bayramının ülkemize, İslam dünyasına ve insanlığa barış ve huzur getirmesini temenni ediyorum.”

            Ramazan ayının 23 Nisan’la, Ramazan Bayramının da 19 Mayıs’la karşılandığını hatırlatan Gelecek Partisi Lideri, bu durumun toplumda her türlü ötekileştirmeyi ve dışlamayı reddeden bir birlik ve beraberlik iklimi oluşturmasını diledi. Rakamların ümit verici olmasına rağmen Koronavirüs tehdidinin hala geçmediğini vurgulayan Davutoğlu, Bilim Kurulu’nun tavsiyelerine mutlaka uyulması gerektiğini söyledi. AVM’lerin açılma kararının tekrar gözden geçirilmesini isteyen Ahmet Davutoğlu, Ramazan ayının son cumasının açık alanlarda ve camilerin avlularında sosyal mesafeye dikkat edilerek kılınabileceğini söyledi. Davutoğlu, Futbol Federasyonunun ligleri başlatma kararını “ucuz siyasi hesap” diyerek eleştirdi: “TFF istikrarsız davranıyor çünkü, bu hassas alanı kullanmak isteyen iktidar Liglerin oynanmasını istiyor ve risk almadan topu TFF’ye atarak riski onların üstlenmesi hesabını yapıyor. Ligler kazasız belasız tamamlanırsa şampiyon olan kulübümüzle şampiyonluk kupasını kaldırarak başarıyı sahiplenecekler, bir kriz çıkarsa faturasını TFF’ye ödetecekler. Son günlerde kulüplerde yapılan testlerde pozitif vakalar çıkınca şimdi korkmaya başladılar ve yeniden erteleme gündeme geldi. Biz bu ucuz siyasi ayak oyunlarını çok gördük ve yaşadık.”

            MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin gündeme getirdiği altı maddelik düzenleme önerisiyle erken seçim tartışmasını başlattığını söyleyen Ahmet Davutoğlu; “Koalisyonun sayısal büyük ortağı AK Parti’den ve Sayın Erdoğan’dan bir tepki gelmemesi Bahçeli’nin gündeminin geçmişte olduğu gibi iktidarın gündemi olabileceğine işaret ediyor. Bahçeli iktidara yine istikamet çiziyor. Siyasi partiler, seçim kanunu, meclis iç tüzüğü, milletvekili dokunulmazlığı, siyasi etik kanunu, meslek kuruluşlarıyla ilgili içeriği belli olmayan bir değişim talebi var.

Öncelikle ümid ederiz ki talep edilen değişim daha fazla hukuk, adalet, şeffaflık, ahlak ve demokrasi istikametinde olsun. Ancak bu değişimlerden kasıt; siyasi partileri zaten anti-demokratik birer yapıya dönüştüren yasanın daha fazla bir hiyerarşi içine sokulmasıysa, seçim kanununu daha da demokrasiden uzaklaştırmaksa, Milletvekillerinin zaten sıkıntılı olan bağımsızlığını ve ifade özgürlüğünü daha fazla daraltmaksa, siyasi etik diyerek cari siyasi bağlamı ve çıkmazı biraz daha güçlendirmekse, TBMM iç tüzüğünde değişim isteyen, ancak hali hazırda bile tabulara dokunmanın demokrasiye yakışmayacak bir şekilde, ifade ve kürsü özgürlüğünü ayaklar altına alarak para cezasına tabi olduğu düzenin daha da güçlenmesi olacaksa, zaten demokratik olgunlukları ve işleyişleri sorunlu olan bütün yarı-resmi meslek odaları ve ticaret odaları gibi kurumlara yönelik olarak daha fazla demokrasi yerine daha fazla itaat için uğraşılacaksa, Gelecek Partisi bütün bunların karşısında olacaktır.” dedi.

“Hayrı destekleyecek, Şerrin ise karşısında olacağız.” diyen Ahmet Davutoğlu, siyasi yasaklar yasasının ülkeye çok büyük bedeller ödeteceği uyarısında bulundu: “Tıpkı ekonominin evrensel kurallarıyla her gün oynadığınız gibi seçim sistemi, siyasi partiler, Meclis işleyişi, milletvekilleri, meslek odalarının düzeniyle de yasakçı bir zihniyetle oynamayın. Bu iş ciddiyetsizlikle, “ben yaptım oldu”yla ele alınacak bir iş değildir. Bu konular liyakatsizlikle ele alınacak konular değildir. Anlaşılan bu ülkeyi yönetmenin ciddiyeti ve sorumluluğu size birkaç gömlek fazla gelmektedir. Sıkıştığınız her konuda, sorun yaşadığınız her başlıkta çözümü ya kuralları değiştirmede ya hile yapmada ya da adaletten uzaklaşmada buluyorsunuz.”

            Gelecek Partisi Genel Başkanı iktidarın yürüttükleri siyasi çalışmalardan endişe duyduğu için erken seçim tartışmalarını gündeme getirdiğini söyledi: “Biz Gelecek Partisi olarak, zamanı ne olursa olsun, seçimlerden, milletimize gitmekten endişe duymuyoruz.  Gerçekten niyetiniz erken seçimse “Hodri Meydan”, buyurun seçime gidelim. Yok eğer, darbe olmadı, erken seçim ile milletin gerçek gündemini değiştirelim gibi günübirlik kaygıların peşindeyseniz, bu tür ucuz manipülasyonlarla milletimizin enerjisini tüketmekten vazgeçin. Niçin böyle bir kötülük peşindesiniz? Ne istiyorsunuz bu ülkeden, bu milletten? Herhangi seçimde bütün iktidar gücünüze ve hukuksuzluklara rağmen seçimi kazanamamaktan korkuyorsunuz. Bu korkunuzu bütün milletimiz görüyor. Telaşınızı, korkunuzu gizleyemiyorsunuz. Bu ülkeye millet sizi kayyım atamadı. Sizler seçildiniz. Millet kimi seçerse onunla yoluna devam edecektir. Şimdiden milletin seçimler konusunda şüphe duymasını sağlamanın ne sizlere ne ülkemize ne demokrasimize bir faydası olmayacaktır. Aksine İstanbul seçimlerinin gösterdiği gibi hile hurda işleri size sadece mağlubiyet olarak geri dönecektir. Milletimizin güzel bir sözü vardır. Annem sık sık söylerdi: “Görünen dağın ırağı olmaz.” Yani artık bir son görünüyorsa onun ertelenmesi mümkün değildir. Bu iktidarın gidişi de görünüyor artık. İstediğinizi yapın, bize seçim kanunu üzerinden tuzaklar kurun, baskın seçim düşünün bu işin sonu değişmeyecek. Millete numara çekilmiyor. Millet yapmaya çalıştığınız hile hurdayı görüyor. Bütün medyayı kontrol etmenize rağmen, millet numaralarınızı ve hilelerinizi görüyor. Numaralarınız ve hileleriniz göründükçe de sözünüzün bir kıymeti harbiyesi olmuyor. Üstelik aynı hileler zamanında size yapıldı. Sayın Erdoğan’ı yasakladılar, hapse attılar. Ne oldu? Kendisi milletin oyuyla cumhurbaşkanlığına kadar geldi. Şimdi Sayın Erdoğan aynı oyunlarla rakiplerini saf dışı bırakmaya çalışıyor. Nasıl ki öncekiler başarılı olamadı ise Erdoğan ve Bahçeli de başarılı olamayacak. Son sözü millet söyleyecek.”

            Davutoğlu iktidarın, milleti kutuplaştırarak beceriksizliklerini örtmeye çalıştığını söyledi: “Milleti kutuplaştırarak beceriksizliklerinizi örtmeyi, karşıtlık üzerinden safları sıklaştırmayı öngörüyorsunuz. Siyasi tarihimizin acı verici tecrübelerini göz ardı ederek, milletimizin kaderiyle, huzuruyla oynuyorsunuz. Üç gün daha fazla iktidarda kalabilmek için, toplumsal barışı riske atıyorsunuz. Meydanı meczuplara açarak, aklı başında insanları sindirmeyi planlıyorsunuz. Eğer –gerçekten- bir darbe tehdidi varsa, sosyal medya aktivizmi üzerinden darbe tartışması ile siyasi gündem oluşturmaktan medet ummayı bırakıp darbe tehdidini bertaraf etmek amacıyla aşağıdaki sahici adımları atın: “Cumhurbaşkanı milletin karşısına çıkıp bu tehdidin kimden geldiğini, hangi kurum veya aktörlerin buna dahil olduğunu açıklamalıdır. Sayın Erdoğan iki ayı aşkın süredir uğramadığı Ankara’ya gelip kurumları çalıştırmalı, tehdidi ortadan kaldırıp faillerini yargı karşısına çıkarmalıdır.  Bir an önce TBMM’yi açıp bu tehdide karşı milli iradeyi harekete geçirin. Muhalefeti sürece katın; hep birlikte Yeni kapı ruhunu yeniden inşa edelim.”

            Ahmet Davutoğlu, sosyal medyada milli-gayri milli hesaplar tartışmasını başlatılmasını “Bu yöntemleri Kuzey Kore’den mi öğrendiniz” sözleriyle eleştirdi: “Şimdi bu darbe ve erken seçim kutuplaştırmasına bir de sosyal medyada “milli gayri milli hesaplar” tartışmasını soktunuz. Neymiş, bir milyon mesaj atılacakmış, tüm Türkiye ve dünya gücünüzü görecekmiş. Kuzey Kore’den mi öğrendiniz bu yöntemleri yoksa yakın bölgelerimizdeki bazı otoriter devletlerinden mi? Yoksa FETÖcülerin tweetleri katlama taktiklerini mi taklit ediyorsunuz? Ne yazık ki bu kampanyada akıl almaz ahlaksızlık görüntüleri ortaya çıktı. Bu güya muhafazakar, güya milli hesaplarla utanmaz bir şekilde bu ülkenin kadınlarına kızlarına dair listeler yapmaya başladılar. Bre utanmazlar, bre ahlaksızlar. Her şey bitti de insanları eşleri ile, çocukları ile tehdit etmek mi kaldı? Her şey bitti de darbe olursa diye ganimet mi paylaşıyorsunuz? Her şey bitti de insanların namusuna mı göz diktiniz? Mübarek ramazan gününde savaş şartlarında bile “kadınlara, çocuklara ve din adamlarına dokunmayın; ibadet yerlerine, hayvanlara, bitkilere, ağaçlara ve doğaya zarar vermeyin” diyen bir Rahmet peygamberinin ahlakından hiç mi nasip almadınız? İktidar ise tüm bu ahlaksızlıklara karşı ancak kısık sesli itirazlarda bulunabiliyor. Aynı cümleleri muhalefetten biri yapsa hemen göz altına alırsınız ve böylesi bir ahlaksızlık her türlü cezayı hak eder. Ama 3 dakika önce sizin mesajlarınızı paylaşanlar, size kahramanlık destanları yazanlar aynı ahlaksızlığı yapınca tavana bakıp ıslık çalıyorsunuz.”

            Ahmet Davutoğlu, Kültür ve Turizm Bakanı’nın geçtiğimiz günlerde bir TV yayınında İstanbul’un fethi için “işgal” kelimesini kullanıp sonrasında “dil sürçmesi” açıklamasında bulunmasını da eleştirdi: “Kültür ve Turizm Bakanı, İstanbul’un fethine işgal dedi. Kendisi bunun bir dil sürçmesi olduğunu söyledi. Bir kültür bakanı olarak en azından bu durumlara “dil sürçmesi” denmediğini bilmesi gerekirdi. Zira dil sürçmesi bir kelimeyi yanlış söylediğimizde vuku bulur. Bakanınki düpedüz” zihin sürçmesi” aslında. Bakan olduktan sonra aylarca her gün TV’ler kendi şirketinin “Yunan adalarına” tur reklamlarının dönmesinden rahatsız olmayan bir işletme sahibinin belli ki sadece milletin emaneti bir makamın ciddiyetinden bihaber değil kültürümüze ve tarihimize de fazlaca ilgisi yok. İktidar bakandan farksız durumda. Hangi konuda zihin sürçmesi yaşamıyorlar ki? İktidar temsilcilerinin 6-7 yıl önceki konuşmalarını bugün yapsanız adınız haine çıkabilir? Bu konuşmaları bir kitapta toplayıp bassanız o kitap toplatılabilir? Dün savundukları ne varsa bugün bir zihin sürçmesiyle reddediyorlar. Yıllarca tek parti döneminin reddi miras politikalarını anlatanlar; kendi miraslarını reddeden ilk iktidar olarak tarihe geçtiler. Ancak mesele bu da değil. Nihayetinde insani bir hata söz konusudur ve özür dilenmiştir. Ama şimdi adil bir şekilde soralım ve vicdan sahibi herkesten cevap bekleyelim. Şimdi Allah aşkına, bu Turizm bakanının gafını koalisyon hükümetinin dışında her hangi bir isim yapsaydı başına neler gelirdi? Tartışma programlarının günlerce ana konusu olmaz, linç edilmez, soruşturmaya tabi tutulmaz, hatta hapse girmez diyebilir miyiz?E lbette diyemeyiz. Daha geçen haftalar iktidar “bir cümleden” darbe tartışması çıkarıp günlerdir-haftalardır gündem yapmadı mı? Milletimiz artık bir rezalet halini alan bu acınası durumu görüyor, notunu veriyor, kaydını tutuyor.”

Gelecek Partisi Lideri, belediyelere kayyım atılmasını kararını eleştirerek, salgın ortamının suiistimal edilmemesi uyarısında bulundu: “Millet can derdiyken, devletinden hükümetten yardım eli beklerken, felaket ortamını kendileri için bir fırsata çevirmeye çalışan kifayetsiz yönetim ve karakterler hemen harekete geçerler. Bu fırsatçılar, vicdansız, merhametsiz bir şekilde Milletimizin kaderiyle, emeğiyle, alın teriyle ve geleceğiyle oynamaya kalkarlar. Millet can derdindeyken onlar ihale derdine düşerler. Millet can derdindeyken onlar cep derdine düşerler. Bu iktidar millet can derdindeyken daha fazla güç, daha fazla otoriterlik, daha fazla vurdum duymazlık derdine düşmüştür. Bu salgının ortasında bu iktidar üniversite kapatma derdine düşmüştür. Bu salgının ortasında bu iktidar müteahhit kurtarma derdine düşmüştür. Bu salgının ortasında bu iktidar sivil toplumu, fikir hürriyetini ve akademisyenlerin haklarını daha fazla yok etme derdine düşmüştür. Hazır kimse dışarı çıkamıyor, toplantı yapamıyor, bir araya gelemiyor deyip puslu havada iş yapmak bu ülkeye, bu ülkeyi yönetme iddiasındakilere yakışmıyor ama iktidar ve çevresi bunu kendilerine çok güzel yakıştırıyor. Bu salgının ortasında bu iktidar milyonlarca insanın oylarıyla seçilen belediyeleri teker teker ele geçirme derdine düşmüştür. Kayyım atamalarıyla, seçilmiş belediye başkanlarını koltuklarından ederek yerel yönetimleri idare edeceğini zannedenler ya uzun yıllardır bu ülkede yaşamamışlardır ya da gerçekten geçmişte yaşananlardan zerre ders almamışlardır. Bizzat kendisi seçilmiş olduğu belediye başkanlığını bugünlere benzeyen 28 Şubat tuzağıyla kaybetmiş olan Sayın Erdoğan’ın bu durumu idrak edememesi yaşanmakta olan körleşmeyi açık bir şekilde göstermektedir. Gelecek Partisi açık bir şekilde seçilmişlere karşı yapılan bu açık hukuksuzluğun karşısındadır.”

Ülkenin en önemli gündeminin ekonomi olduğunu belirten Ahmet Davutoğlu, ekonomi yönetimini beceriksizlikle suçladı: “Ülkenin ekonomi yönetimi bir grup hevesli, iş bilmez ve liyakatsizin elinde başka ülkelerin başkentlerinde merkez bankalarının kapı önlerinde sürünmektedir. Maalesef sabah akşam dış mihrak, bize darbe yapıyorlar, Londra’dan dolar operasyonu, Washington’dan ekonomimize saldırıyorlar diye siyaseten reşit olmamış tepkileri verenler… Ekonomi yönetimini unutup sosyal medya fenomenliğine soyunanlar… Ciddi ekonomik kararlar almak yerine sosyal medya videolarıyla ülkenin ekonomisini, milletin ekonomik sorunlarını çözmeye çalışanlar… Sabah akşam herkesi hain, dış mihrak, lobi uzantısı ilan edenler meğerse nerede bir dış mihrak, nerede bir faiz lobisi, nerede bir yabancı varsa onlarla finansal anlaşmalar yapmak için ter döküyorlarmış… Bu nasıl bir ciddiyetsizlik, bu nasıl bir samimiyetsizliktir. Ne yazık ki, liyakatsizlik ve niteliksizlik bugün Türkiye’nin en önemli milli güvenlik meselesi haline gelmiştir. Ekonomi yönetimi de bu liyakatsizliğin sembolü. Bakınız, bu iş çocuk oyuncağı değildir. Bu iş sizin aile içi liyakatsizlik yarışınız değildir. Bu iş sizin komplekslerinizi tatmin edeceğiniz bir iş değildir. Bu iş memleket meselesidir, milletin ekmeği, milletin alınteri ve ülkenin geleceği meselesidir.Bir yanda IMF’den para almak mı? Haşa diyorsunuz? Sonra Washington’da IMF’ye yürüyerek on dakika uzaklıktaki Amerikan Merkez Bankasından para bulmaya çalışıyorsunuz? Üyesi olduğunuz IMF’den para istemek günah, Trump’ın merkez bankasından para dilenmek kahramanlık.”

            İstikrar Kalkanı paketinin sadece, 200 milyar TL büyüklüğe sahipmiş gibi gösterildiğini ancak doğrudan mali desteğin sadece 20 milyar TL civarında olduğunu söyleyen Ahmet Davutoğlu, milletin aklıyla dalga geçildiğini söyledi: “Şimdi bu liyakatsizler çıkmış bizim rakamımız 200 değil 525 milyar TL katkıydı diyorlar. Hayırdır hangi ara ve nasıl arttı bu rakam. Milli gelirin 0,4’ü değil, yüzde 11’i katkı sağladık diyor. Milletin aklıyla ancak bu kadar dalga geçilir. Siz herkesi kendiniz gibi ciddiyetsiz ve liyakatsiz mi zannediyorsunuz? Lütfen, asgari bir ciddiyetiniz olsun. Sadece kifayetsiz ve ciddiyetsiz değilsiniz aynı zamanda zerre matematik de bilmiyorsunuz. Madem 525 milyar katkı sağladınız bunu niye en başta söylemediniz? Milletin gözünün içine baka baka bu denli hakaret eden bir ekonomi yönetimi olmamıştır. Madem milli gelirin yüzde 11’ini harcayacak ekonomik imkan var ne diye Londra bankalarında yardım kovalıyorsunuz?”

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, konuşmasını gençlere seslenerek tamamladı: “Hepinizin bayramını tekrar tebrik ediyorum. Dünyamızın yaşadığı dijital dönüşüm, tüm sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel yapıları değiştirdi. Ve bu değişimi en yoğun biçimde yaşayan da siz gençler oldunuz. Sizler doğal ve haklı olarak, size ne yapılacağının söylenmesini değil, önce  anlaşılmayı bekliyorsunuz. Bugün bu bağlamda yeni bir teklifimiz olacak: Gençlerin; Eğitim, İş ve Sosyal Katılımlarını bütüncül bir şekilde kapsayan bir  Gençlik Kanunu. Gençlerimizde, güçlü bir kişiliği inşa edecek interaktif bir eğitimi, onurlu bir yaşamı mümkün kılacak bir istihdam politikasını,her türlü zararlı eğilim ve bağımlılıklara karşı gençlerimizi koruyacak;  spordan sanata, şahsiyetlerini ve iradelerini güçlendirecekleri yaşam çevrelerini, var olan bölgesel ve fırsat eşitsizliklerininin giderildiği ve tüm gençlerimize eşit imkanların sunulduğu adil bir gelir dağılımını, esas alan çerçeve bir Gençlik kanunu stratejik önceliklerimiz arasında olacaktır. Gelecek Partisi olarak; Gençlik Kanunu ve bu kanunun bir bütün olarak tüm bakanlıklarda nasıl bir değişikliği gerektirdiğine yönelik olarak; Gençlik Politikaları Strateji Belgesi için çalışmalara başlamış bulunmaktayız. Bu çerçevede: önümüzdeki dönemde çalıştaylar yapmayı planlamaktayız. Bu çerçevede; Çarşamba günü, Türkiye’nin tamamından gençlerimizin katılacağı ilk çalıştayımızı da dijital ortamda yapacağız ve ben de bu çalıştaya katılacağım. Gençler gündemimizde hep olacaklar. Çünkü Gelecek gençlerindir. Gençlerin geleceğin asli kurucularıdır. Hepinize hayırlı haftalar diliyorum.”