Kategori:
haberler

Doğu Akdeniz’de Yaşanan Son Gelişmelere İlişkin 16 Maddelik Eylem Planımız

  1. Dışişleri Bakanlığı, Genelkurmay ve MİT temsilcileri yanında yetkin uluslararası deniz hukukçularından oluşan bir ‘Doğu Akdeniz Çalışma Grubu’ oluşturulmalıdır.
  2. Geçmişte ve bugün ada ve kara devletleri arasında gerilimlerde bizimle aynı tutumu benimseyen ülkelerin tecrübeleri de derinlikli olarak araştırılmalı ve gerektiğinde bu ülkelerle ortak bir tutum oluşturma ya da platform kurma arayışına geçilmelidir.
  3. TBMM’de temsil edilen / edilmeyen bütün hemfikir siyasi partilerin Doğu Akdeniz politikalarına desteği ortak bir açıklama ya da bildiri ile ilan edilmeli ve iç siyaset malzemesi olmaktan çıkarılmalıdır.
  4. Konuyu tahrik ederek Avrupa gündemi haline getirmeye ve Türkiye-AB krizi haline dönüştürmeye çalışan Yunanistan’a açık bir çağrıda bulunulmalı ve konunun bütün teknik detayları ile birlikte iki ülke arasında ikili bazda görüşülmesine hazır olduğumuz ifade edilmelidir. Ege’de yaşanan sorunlar için Türkiye ile Yunanistan arasında durmuş bulunan İstikşafi Görüşmelerin tekrar başlatılması çağrısında bulunulmalıdır.  
  5. Acilen NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı çağrısında bulunulmalıdır. Bu çağrıya olumsuz yanıt verilmesi halinde gerektiğinde NATO-AB iş birliği mekanizmalarının tümünün bloke edileceği duyurulmalıdır.
  6. 18 Mart 2016 tarihli anlaşmaya dayalı olarak yılda iki kez toplanması gereken ancak vize muafiyeti gibi daha sonra devre dışında kalan Türkiye-AB Liderler Zirvesi, “Türkiye-AB Stratejik İşbirliğinin Geleceği” başlığı ile acilen toplantıya çağırılmalı ve Doğu Akdeniz bölgesel barışı pozitif bir gündem unsuru olarak ele alınmalıdır.
  7. NATO üyesi olmakla birlikte AB üyesi olmayan ABD, İngiltere ve Norveç ile konu ile ilgili yakın bir istişare mekanizması oluşturulmalıdır.
  8. İngiltere’nin Kıbrıs’taki üsleri de göz önünde bulundurularak düzenli bölgesel nitelikli istişarelere ağırlık verilmelidir.
  9. ABD ile ilişkilerimiz son dönemde girdiği şahsileştirilmiş niteliğinden süratle çıkarılarak kurumsal ve stratejik bir düzleme taşınmalıdır.
  10. Rusya ile ilişkilerimiz en üst düzeyde yeni bir ortak stratejik çerçeveye oturtulmalıdır. Rusya ile ilişkilerde geliştirdiğimiz ekonomik ve stratejik değeri en büyük proje olan Akkuyu Nükleer projesinin de Doğu Akdeniz sahilinde bulunduğu da hatırlatılarak Rusya ile de Doğu Akdeniz’deki ortak çıkarlarımıza dayalı bir perspektif geliştirilmelidir.
  11. Doğu Akdeniz’in bir Asya diğeri Afrika kıtalarındaki iki ana ülkesi olan Türkiye ile Mısır gözardı edilerek kalıcı bir bölgesel düzen kurulamaz. Bugünkü Mısır yönetimi ile siyasal alanda ilkesel düzeydeki ihtilaflarımız mahfuz tutularak Doğu Akdeniz bazlı bir diyalog ve istişare mekanizması kurulmalıdır.
  12. İkili ilişkilerde eski canlı niteliğini kaybettiği Lübnan ile Doğu Akdeniz bazlı istişareler yapılmalı, İsrail’in tutumu yakından takip edilmeli, bölgedeki muhtemel gelişmelerin Suriye’yi nasıl etkileyeceği göz önünde bulundurulmalı ve Doğu Akdeniz meselesi bu stratejik çerçevede birlikte ele alınmalıdır.
  13. Libya ile olan ilişkilerimiz derinleştirilmeli ve kurumsallaştırılmalıdır. Şu anda iç mücadelelere yoğunlaşmış olan Libya hükümetine deniz politikaları ve deniz hukuku bağlamında destek verilmeli ve bu alanlardaki askeri/diplomatik kurumsallaşma çabalarına öncülük edilmelidir.
  14. Türkiye, ilgili ve paydaş ülkelerle meseleleri konuşmak üzere yeni bir bölgesel platform önerisini ivedilikle yapmalıdır. GKRY ve KKTC’nin temsili sorununu aşacak bir formül bulunması halinde böylesi bir platforma öncülük eden bir çağrı Türkiye’nin manevra alanını genişleten bir sonuç doğuracak, gerginliği düşürecektir.
  15. Kurucuları olduğumuz Türk Konseyi ve Ekonomik İşbirliği Teşkilatı gibi kuruluşlardan ve bir dönem öncesi başkanlığını üstlendiğimiz İslam İşbirliği Teşkilatından sembolik dahi olsa destek ve sempati mesajlarının gelmesi önemlidir. Bu ülkeler tek tek pozisyonumuz konusunda bilgilendirilmeli ve destek talebinde bulunulmalıdır.
  16. Uluslararası güç dengelerinde büyük devlet olmak içerde hamasi bir dil kullanarak değil dışarıda etkin bir diplomasi uygulayarak sağlanabilir.  Bu bağlamda başta Doğu Akdeniz olmak üzere her alanda kararlı, rasyonel, güven uyandıran ve caydırıcı güce sahip yeni bir diplomasi dili geliştirilmelidir.